Kaçkar Dağları Milli Parkı
Artvin, Rize Eylül 8th, 2007
51.500 hektar alanı kaplayan Kaçkar Dağları 1994 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli parkın büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır.
Dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan ve sadece bu dağlarda bulunan birçok sayıdaki ender bitki ve kelebek türünden dolayı Kaçkar Dağları Milli Parkı çok özeldir. Yaban hayatının görülmesi oldukça zordur; ağaç sınırı üzerinde bir dağ horozu ya da şelalede su içen bir ayı görebilmek için oldukça sabırlı ve şanslı olmanız gerekir.
Milli parkın kalbinde ise enfes alanlar bulunur. Yüksek dağ zirveleri, çayırlar, duru göller ve sık ormanlar - hepsi çok özel alanlardır ve herkesin tadına varabilmesi için siz ziyaretçileri beklemektedir.
Kaçkar Dağlarının batısındaki Fırtına Deresi ve doğusundaki Hemşin Deresi zengin bir flora ile kaplıdır. Bu bitki örtüsü karstik flora özelliğinde olup gerek alt flora gerekse üst flora endemik türleri içermektedir. Türkiye’de orman güllerinin 3000 metreye ulaştığı tek yer burasıdır.
Ülkemizde Pleistosan’e ait buzul izleriyle beraber aktüel buzlaşmanın birlikte görüldüğü ender yerlerden birisi de Kaçkar Dağları’dır. Bu sahada birçok buzullarla birlikte; buzul gölleri, buzul vadileri, sirkler ve mazeler bulunmaktadır.
Fauna açısından da zengin olan Kaçkar Dağları’nda kurt, ayı, domuz, tilki, karaca, yaban keçisi, geyik, sansar, çakal, dağ horozu, kafkas semenderi, vb. türler bulunmaktadır.
Kaçkar Dağlarından yükseltinin kısa mesafede artması yaylacılık etkinliklerine bağlı bir takım yayla yerleşim alanlarının ortaya çıkmasına yol açmış, böylece Kaçkar Dağlarında ayrıca yayla yaşam kültürü ve sosyal yaşantısı artı bir değer olarak ön plana çıkmıştır.
Milli parka yapmış olduğunuz ziyareti daha zevkli hale getirmek, parkı ve parkta yaşayanları korumak için lütfen aşağıdaki basit kurallara uyunuz:
• Lütfen çöpünüzü yanınızda götürünüz;
• Başkalarının da görebilmesi için dağ çiçeklerine zarar vermeyiniz ve yaban hayatını rahatsız etmeyiniz;
• Eğer parkı araçla ziyaret ediyorsanız, aracınızı dikkatli sürünüz ve düzenli park ediniz;
• Ateş ya da mangal yakmayınız.
Fotoğraf: Yıldırım Güngör / ATLAS

Ekim 25th, 2007 at 14:48
evet ayder çok güzel bir yayla idi eskiden rüyalarda yaşattığımız ve de izmirde yaşadığımız halde aklımızdan çıkmayan cennet şimdi gitmek bile istemiyoruz kirlilik gürültü herşey etken her yer taş 3 4 kat apartman benim memleketim bunları haketmedi
Mayıs 27th, 2008 at 19:02
Ben görmedim ama nasip olursa önümüzdeki günlerde ailece gezip oraları görmek istiyorum.
Haziran 28th, 2008 at 13:19
Konuyla ilgili duyarlılığa ve bilginize teşekkürler.En son 19-20 haziran 2008 tarihlerinde ayderde idim.bir gece kaldım.Doğal bitki örtüsü,endemik türler,ormanlık alanları,otantik mimarinin yanısıra eski halinden çok şeyler kaybettiğinide gördüm.Beton yapılar çok sayıda düzensiz binalar,turizm adına düzensiz oluşumlar v.s,ayderden yukarıya doğru kavron yaylasına çıkma şansı doğdu,elektrik buraya kadar gelmiş,araçla çıkılan son nokta ama oda ne betonlaşma karınca gibi,çok sayıda tek katlı yapılar.Milli paraktayız ama yinede yapılaşma var ve çok kötü,bence doğa yolu patikalar şeklinde olması gerekir,bakir ortam korunmalı,doğamıza sahip çıkacağımıza tahrip etmemeliyiz.Bu gidişe bir dur demek lazım.Doğa hepimizin.