|
||
![]() ÇAYKUR Genel Müdürü Ekrem Yüce, Rize Serbest Bölge (RİSBAŞ) yönetiminin kira tartışması başlatmasını eleştirdi. Serbest bölge yerinin yapılan protokol gereği 49 yıllığına Çaykur’dan kiralandığını hatırlatan Genel Müdür Yüce, “Yaklaşık 9 yıldır RİSBAŞ hiç kira borcu ödememiştir. Hem kira borcu ödememişler, hem de Çaykur’a karşı olumsuz davranışlarda bulunmuşlardır. Bu şık ve etik değildir. Bilerek ya da bilmeyerek yapılan bu tür açıklamalar Rize’ye ve Çaykur’a zarar vermektedir. Dahası, Türk çayının geleceği açısından çok önemsediğimiz ve en büyük tehdit olarak gördüğümüz kaçak çaya davetiye çıkarmaktadır” dedi. Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce, Serbest Bölge ile başta kira ve radyasyonlu çaylar olmak üzere aralarında olan anlaşmazlıklara açıklık getirdi. Serbest Bölge’nin yerinin yapılan protokol gereği 49 yıllığına Çaykur dan kiralandığını belirten Genel Müdür Yüce, Yaklaşık 9 yıldır RİSBAŞ, Çaykur’la yapılan protokol karşılığı doğan kira borcunu hiç ödememiştir. Bununla ilgili hukuki süreç devam ediyor. RİSBAŞ Yetkililerin yıllardan beri kira borcunu ödemediği için Çaykur’a karşı olumsuz davranışlarda bulunması şık ve etik değildir. Rize’ye ve Çaykur’a zarar verilmemelidir" dedi. Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce yaptığı açıklamada Serbest Bölgenin işleticisi olan RİSBAŞ ile Çaykur’un arasında olan anlaşmazlıklara açıklık getirdi. Serbest Bölgenin bulunduğu alanın mülkiyeti ÇAYKUR’a ait olup; işletici firmanın; RİSBAŞ olduğu komuoyunca bilinmektedir. RİSBAŞ serbest bölge olarak kurulan yeri ve üzerinde kurulu tesisleri; yapılan protokol gereği 49 yıllığına ÇAYKUR’dan kiralamıştır. Burada ÇAYKUR, Bakanlar Kurulunca Serbest Bölge olarak ilan edilen yerin mülkiyetine sahiptir. RİSBAŞ ise belirtilen yeri işletmek üzere kiralayan firmadır. Yaklaşık 9 yıldır RİSBAŞ, ÇAYKUR’la yapılan protokol karşılığı doğan kira borcunu hiç ödememiştir. ÇAYKUR kiralarını tahsil etmek amacıyla hukuki süreci başlatmak zorunda kalmıştır. Açılmış olan davaların bir kısmı sonuçlanmış, bir kısmı da devam etmektedir. RİSBAŞ yetkililerinin yıllardır tahakkuk eden kira bedellerini ödemediği için, ÇAYKUR’a karşı bu tür davranışlarda bulunması çok şık ve etik düşmemektedir. Bu mülahazalarla, protokolden kaynaklanan borç – alacak ilişkilerinin farklı boyutlara çekilerek, çayımıza, bölgemize, Rize’mize ve sonuç olarak Ülkemize zarar verilmemelidir. Öte yandan gündeme taşınan 10 bin tonluk depo kira protokolü hükümleri çerçevesinde Teşekkülümüze bırakılmış, protokolün 4. maddesinin B bendinde öngörüldüğü gibi, kiradan muaf tutulmuştur ve bu depo için protokol hükümleri gereği RİSBAŞ’den kira alınmamaktadır. İkinci konu ise, gömü yapılan işlemin tamamen Türkiye Atom Enerjisi Kurumu kontrolünde ve çevreye hiçbir zararı olmayacak şekilde en uygun bir kenarda tedbiren yapılan gömünün, ne bugün ne de dün çevreye herhangi bir olumsuz etkisi olmamıştır. Kontroller Atom Enerjisi Kurumu tarafından rutin olarak yapılmaktadır. 20 yıl önce meydana gelen bir olayı gündeme taşıyarak taze tutmak istemenin hangi amaca hizmet ettiğini anlamak mümkün olmamaktadır. Yapılan işlemler Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından Teşekkülümüze yazılan 10.05.1989 tarih ve 2019 sayılı yazılarıyla alınmış olan önlemlerin bir parçasıdır. Teşekkülümüz 25.08.1989 ile 30.06.1990 tarihleri arasında Serbest Bölge alanının kenarındaki gömü işlemlerini, Atom Enerjisi Kurumu’nun refakati ve denetiminde usulüne uygun olarak alenen yapmıştır. Serbest Bölge alanı içindeki gömülü olan yerin, Serbest Bölgenin hiçbir şekilde işlevini, faaliyetini engelleyecek bir konumu bulunmamaktadır. Ayrıca, yaklaşık 9 yıldır faaliyet gösteren işletici firmanın, faaliyetinin aksamasına veya yeterli olmamasına da bugüne kadar neden olmuştur. Hal bu kadar açık ve net iken, kira bedelinin tahsil edilmesiyle ilgili hukuki sürece girilmiş olmasından dolayı, olayları farklı yönde yansıtmak, ne alacaklıyı alacağından ne de borçluyu borcundan kurtaracak bir unsur değildir. Ayrıca, söz konusu durum, Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilen Serbest Bölgenin varlığına zarar veren bir etken de değildir. Hangi amaçla olursa olsun; kamuoyuna yapılan borç-alacak ilişkilerinin dışındaki gereksiz açıklamalar, Teşekkülümüze değil, çay üreticilerimize, bölgemize ve özellikle de Rize’mize zarar vermektedir. Bu nedenle, konu hakkında açıklama yapan yetkili ve ilgililerin daha dikkatli ve daha gerçekçi açıklama ve yorum yapmaları gerektiğine inanıyorum. Çünkü sonucu sadece açıklama yapana değil, bölgede yaşayan bütün Doğu Karadeniz insanına ve ülkemize zarar verecektir. Daha da acısı bilerek ya da bilmeyerek yapılan bu tür açıklamalar, şiddetle karşı olduğumuz ve sadece Teşekkülümüz açısından değil, Türk çayının geleceği açısından çok önemsediğimiz ve en büyük tehdit olarak gördüğümüz kaçak çaya davetiye çıkarmaya vesile olabilir. |
||